24 Mart 2007 Cumartesi

Un kurabiyesi



Bu kurabiye benim bir zamanlar bildiğim yegane pasta ve türevleri tarifiydi. O zamanlar "ben bir tek un kurabiyesi bilirim onu da iyi bilirim" diye dolaşırdım ortalıkta (ikinci en iyi yaptığım da makarna idi, tabi bunlar benim lise dönemlerim). Annem biz küçükken de çok yaparmış bu kurabiyeyi. Tarif hem çok basit ama bir okadar da tuttumak zordu, ah şu aldığı kadar un meselesi yokmuydu, tam şöyle ağızda dağılan kurabiye yapması zor oluyordu ama iyi alışmıştı elim ki güzel yapardım. Ama internet icat oldu mertlik bozuldu hesabı ben evde yaptığım tarifi bir daha dene(ye)mediğim için, yani yeni neler yapsam acaba deyip duruduğum sırada blogların birinde un kurabiyesine nişasta konduğunu gördüm. Daha önce yaptığım nişastalı kurabiyeden biliyordum ki nişasta kurabiyeye güzel bir ağızda dağılmışlık katıyor. Denesem diye aklıma not etmişken annemin "son günlerde yaptığım un kurabiyelerini bir türlü tutturamıyorum Naile" demesi ile ben de fikrimi tazelemiş oldum. Anneme denemek istediğim bir tarif olduğunu söyledim ama yine onun da üzerinden 2 ayrı yerde daha bu tarifi görmem gerekiyormuş ki ancak o zaman girdim mutfağa. Biri Hatice, diğeri ise Oktay usta. Sonuç tabiki çok güzel oldu. Hemen o gün anneme telefon açtım, "kurabiye yaptım anne çaya gelin" diye. Annemlerde yorgun oldukları halde saolsunlar beni kırmadılar. Gelip çayla birlikte kurabiyemi yediler, giderken bir saklama kabına biraz kurabiye ile birlikte (ee hep onlar mı bize yaptıklarından verecekler, biraz da biz verelim) tarifi de yazıp verdim. Şimdi de size vereyim artık değil mi lafı sözü bırakıp :) Un kurabiyesi Malzemeler: (1 tepsi)
  • 1 paket margarin (250 gr.)
  • 1 kahve fincanı sıvı yağ (türk kahvesi fincanı)
  • 3 tepeleme yemek kaşığı pudra şekeri
  • 4 kaşık buğday nişastası
  • 3 bardak un (tarifte aldığı kadar, 4-5 bardak yazıyordu ama 3 bardak yetti bana, yumuşak bir hamur olması gerekiyor ağızda dağılması için)
  • Üzeri için pudra şekeri
Hazırlanması:
  • Margarini buzdolabından çıkarıp oda sıcaklığına gelmesini bekleyin. Hamuru hazırlayacağınız kaba margarini, sıvı yağı, pudra şekerini katıp elinizle iyice yoğurun. Üzerine ununu ilave edip ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edin (unu azar azar katmanızı tavsiye ederim)
  • Hamurdan parçalar koparıp uzun ince şeritler yapıp bir çatalın tersi ile boyuna çizerek şekil verin. Bıçakla verevlemesine keserek azıcık yağla yağlanmış fırın tepsisine dizin. (dilerseniz benim gibi yuvarlaya bilirsiniz, kabartma tozu olmadığından üzerine çok bastırmamanızda fayda var)
  • 150-160C ısıtılmış fırında beyaz kalacak şekilde pişirin (arada alt kısmına bakıp pembeleşmişse piştiğini anlayabilirsiniz)
  • Fırından çıkan kurabiyeleri sıcakken pudra şekerine bulayın veya bir çay süzgecine pudra şekerinden koyarak kurabiyelerin üzerine gezdirin.

18 Mart 2007 Pazar

Ye#20 Isırgan Otu - Yurdumuzun yenilebilir otları


20. "ye" etkinliğinin konusu "Yurdumuzun yenilebilir otları". Bu konuyu duyduğumda doğrusu ne yapabileceğim konusunda pek bir fikrim yoktu. Aklıma sadece aşotu ile buğlama yapmak gelmişti ki eğer pazar günü yetiştirebilseydim onu da yapacaktım. Ama yetişmediği için onu daha sonra yazacağım.

Isırgan otunu bana bir tanıdığım tavsiye etti. Ispanak gibi pişirildiğini söylemişti. Üzerine 20. etkinlikte denk gelince seyyar arabada çeşitli otlar satan amcadan koca bir demek ısırgan otu aldım. Hızımı kesmeden bir iki çeşit daha alacaktım ama evde olmayacağımız günlere denk geldiği için kendimi tuttum.

Bana bahsedilirken romatizması olanların bu bitliyi bacaklarına sürdüğü ve çok güzel bir iltihap söktürücü olduğundan bahsedilmişti. Ama ben internette de bir araştırayım, nelere iyi gelirmiş diye ve gördüm ki çok daha fazla şeye faydalıymış! Çeşitli hastalıklarla birlikte saç dökülmesi ve kepeğe de iyi geliyor. Ve kozmetik ve ilaç sanayisinde de kullanılıyor (ısırganlı şampuanları duymuşsunuzdur).

Ve böylece kendime etkinlik için ısırgan otunu seçip onla ne yapabiliyorsan deneyip etkinliğe katılmaya karar verdim.


Ben çok fazla uzatmamak için faydalarını kısa kesiyorum ama hem faydalarını hem de nerelerde ve nasıl kullanılabileceğini mutlaka www.google.com dan aratarak okumalısınız.

Ben daha çok yazılı olan tariflerden bazılarını deneyip, fotoğraflayarak yorumumla birlikte size sunmak istiyorum.

Isırgan otunun temizlenmesi:


Isırganı yıkamak için eldivene ihtiyacınız var. Isırgan zannedildiği gibi dikenli bir bitki değil ama yapraklarındaki bir sıvı ona değdiğinizde cildimizin yanmasına sebep oluyor. Bunun için toplanırken ve yıkanırken eldiven kullanılıyor. O yakıcılık su ile temas ettikten sonra geçiyor.

Ben lavabonun içine büyük bir süzek koyup ısırganları ona boşalttım, yanıma da büyük bir kaba tuzlu su hazırladım ve tek tek suyun altında yıkadığım ısırganları tuzlu suya attım. Birkaç saat tuzlu suda beklettim ve ondan sonra hepsini birden tekrar sudan geçirip süzeğe alıp suyunu süzdürdüm.

Şimdi isterseniz tariflere geçelim

Isırgan otu salatası



Isırganı yemek için ilk denediğim hali çiğ hali oldu, bunun için ısırgan otlu salata yaptım (ve bence en güzel hali buydu)


2 avuç ısırgan otu (ben uçlardaki yaprakları kullandım, ince dalların haricinde dal kullanmadım)

1 küçük domates

1 küçük taze soğan

1 küçük sivri biber

Arzu ettiğiniz bir peynir (ben tuzlu Antep peyniri kullandım)

Sızma zeytinyağı, limon ve tuz

Kullanacağım ısırganların yapraklarını elimle kopardım, bir tabağa alıp üzerine iri doğradığım domatesleri, çok küçük olmayacak şekilde doğradığım soğan ve sivri biberleri ilave edip üzerine sızma gezdirdim, limon sıktım ve tuz attım. Dilimlediğim peyniri de ekleyip servis ettim.

Not: Ben bu şekilde yaptığım salatayı öğlen çok severek yedikten sonra akşam yemeğine hazırladığım salatanın içine de yeşilliklerle birlikte biraz da ısırgan ekledim. Onda da çok güzel oldu.


Isırgan çayı



En çok tavsiye edilen şekli ise çayının içilmesi. Bir önceki tarifte çiğ olarak sevdiğim için ve bitkisel çaylarla da aram iyi olduğu için çayında da baya ümitliydim ama biraz hüsrana uğradım. Çünkü ne kokusundan ne de tadından hazzetmedim. Tavsiyem tabiî ki denemeniz yönünde, eğer şifa niyetine deyip içebilirseniz ne mutlu size.

Tariflere göre 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırgan yaprağının üzerine bir bardak kaynamış su ilave edilip 5-6 dk. demlendiriliyormuş. Ama ben 4 parmak boyunda 5 parça ısırgana (uç dallarla birlikte yaprakları) 2 su bardağı kaynamış su ilave edip 6-7 dk. demledim. Rengi açık yeşil oluyor.(Eğer kuru ısırgandan çay yapmak isterseniz daha az ısırgan kullanıp daha uzun süre demliyorsunuz). Tadından rahatsız olanlar için ısırganla birlikte nane veya papatya da kullanılabilirmiş. Ben papatya denedim bir faydası olmadı, bir dahaki sefere kuruttuğum ısırganlarla birlikte nane ve yeşil çaylısını deneyeceğim.

Isırgan suyunu saçım için de kullandım. 2 avuç ısırgana (dallarıyla birlikte) 1 lt. kaynar su döküp 10 dk. beklettim. Suyu (gerek var mı bilmiyorum ama) buzdolabında saklıyorum ve birer bardak banyodan önce saçıma döküyorum. Bakalım kepeğe ve saç dökülmesine iyi gelecek mi?

Isırganlı yumurta



Gaziantep’de ısırganın yemeği bu şekilde yapılıyormuş. İşin aslı şu ki ısırgan sıcakla buluştuğu zaman (sıcak su veya sıcak bir tencere) çıkardığı koku biraz itici ama içine yumurta da girince nasıl olmuş acaba diye merakla bu yemeği eşimle birlikte tattık. İlk başta daha az sonuna doğru daha çok sevdim, eşimse yumurta olmasa yenmeyeceği yorumunu yaptı. Ama yiyebilmekte benim için önemli çünkü ben çok çabuk yemekten vazgeçebilen biriyim. Kendimi yemek veya içmek konusunda hiç zorlayamam, direk bırakırım :)

1 avuç ısırgan otu

1 adet yumurta

1 küçük taze soğanın beyazı

Zeytinyağı, tuz

Arzuya göre karabiber ve pulbiber

Tavaya yağı döküp ısıtın, üzerine küçük doğradığınız soğanı ilave edip 1 dk. kadar kavurun. Üzerine doğradığınız ısırganı atıp onu da kısa bir süre çevirin (zaten çok çabuk soluyor). Üzerine yumurtayı kırıp tuzunu attıktan sonra tavanın ağzını kapatıp yumurta dilediğiniz kıvama gelene kadar pişirin. (Dilerseniz karabiber ve pulbiberle tatlandırıp yiyebilirsiniz.)

Kurutulmuş ısırgan



Bu denemelerden sonra ısırgan için yapmak istediğim şey başka otlarla birlikte yemeğini yapmaktı (ısırganlı tariflerde genelde pazı, ebegümeci gibi otlar kullanılıyor). Ama zaman olmadığı için elimde kalan ısırganı daha sonra çayını veya süt ve balla karıştırıp içmek için gölgede kuruttum.


300 gr. Isırgandan (dalları ile birlikte) 40 gr. Isırgan otu çıktı. Dallarını ayıkladıktan sonra 30 gr. Kurutulmuş ısırgan otu kaldı.

Elimdeki son ısırganı da kuruttuktan sonra bir dahaki alışımızda başka otlarla birlikte yemeğini yapmayı düşünüyordum. Fakat alışveriş yaptığımız Cuma pazarında maalesef ne ısırgan otu ne de ebegümeci bulamamış eşim. Pazarcı başka bir semtteki pazarda ısırgan bulabileceğimizi söylemiş söylemesine de gitme imkanımız olmadı. O yüzden Ege bölgesinde yapılan ısırgan otu yemeğini deneyemedim. Belki etkinlikte bu yemeği yapan birileri çıkar veya ben deneyebilirsem daha sonra sizlerle paylaşırım.

20. Etkinlikte daha neler yapılmış görmek isterseniz Asya'nın sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...