Tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tatlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2009 Çarşamba

Ceviz Reçeli



Bu sene mutfağımı değişik lezzetlere açtım. Böylece hem tadarak merakımı gideriyorum hem de öğrenmiş oluyorum. Bunlar daha önce yemediğim şeyler olduğu için gerçeğe ne kadar ulaşıyorum tam olarak bilemiyorum ama yeni bir şeyler öğrenmek ve burada bunlara yer vermek oldukça zevkli.

Ceviz reçeli de tatmayı çok istediğim bir lezzetti. Gaziantep'de bulunabilecek bir yer var mı bilmiyorum, ben görmedim. Hatay'da çok oluyor oraya da gitmek kısmet olmadı. Ben de ozaman ben yapayım ceviz reçelini diyordum ama ham ceviz bulamıyordum. Bu sene bu dileğimi çocuklar duymuş olacaklar ki halamların bağ evinde bir aile toplantısında birkaç ufaklık evin üst katına çıkıp oraya ulaşan ceviz ağacı dallarından bir miktar ceviz koparıp etrafa atmışlar. Ben de nerelere attıklarını öğrenip dikenli çalılara ve Erdem'in ağlamalarına rağmen itina ile topladım tüm cevizleri. Hepi topu 23 adet cevizdi ama benim işimi fazlasıyla görecekti.

Eve getirdikten sonra 2 gün beklediler, yukardan toprak üzerine atıldıkları için bazı yerlerinde yara- bere vardı bekleyince o kısımlar kararmıştı. Canım biraz sıkıldı ama elime hiç geçmeyebilirdi düşüncesi ile 2 fire vererek, bazılarının yaralı yerlerini bıçakla temizleyerek 21 tane cevizimi soyup hazırladım.

1 hafta boyu heyacanla sularını değiştirdim. Kireç kaymağı için hırdavatçılardan ve boyacılardan sönmemiş kireç aradım. Meğer sönmemiş kireç inşaatlarda kullanılan bildiğimiz toz halindeki kireçmiş (top halde olanları da var ama toz olanını kullanıyoruz). Hani şu kocaman kağıt torbalarda olanlardan. Bir inşaattan az miktarda isteyebilirsiniz yani.

Reçel yapma öncesi tüm işlemler bittiğinde reçele dönüştürme kısmında kafam çok karıştı. Çünkü elimdeki bir kaç tarifte bu kısımda değişik bir kaç şey vardı. Kafam o kadar karışmış olacak ki yanlış yaptım ve önce duru suda haşlayıp yumuşatmam gereken cevizleri,acele etmemin de etkisi ile, direk şekerle birlikte kaynatmaya başladım. 1 saat dolmadan şeker reçel kıvamına gelmişti ama cevizler hala çok sertti. Orada hatırladım cevizleri önceden haşlamam gerektiğini. Şekerden aldım duru suda haşlamaya başladım.

Cevizlerim toplamda 3 saat (yarım saati düdüklüde) pişti ama tam olması gerektiği kadar yumuşak olmadılar. Ben olmadı bunlar diye üzülüğ tarifi koymamayı düşünürken daha önceden ceviz reçeli yemiş bir arkadaşım tadınca bunların gayet güzel olduğunu sadece normalinden biraz daha sert olduğunu söyledi. Ben de ozaman fotoğrafını çekip yayımlamaya karar verdim.

Ceviz reçeli için cevizlerin mayıs sonu-haziran başı toplanmış olması gerekiyor. Bir kürdan batırdığınızda içine giriyorsa yapılabilir demekmiş. Bu sene artık geçti ama gelecek sene yapmak isterseniz zamanını geçirmeyin.

Benim cevizim 21 taneydi şekeri ona göre ayarladım. Kreç kaymağını da 100 gr. kireçten hazırladım kullandığımdan daha fazlası kaldı. Ben de plastik bir şişeye koyup kaldırdım. Onunla da patlıcan veya ham incir reçeli yapmayı düşünüyorum.


Ceviz reçeli



Malzemeler:
  • 72 adet ham ceviz (mayıs sonu-haziran başı toplanmış)
  • 1 kg. toz şeker
  • su ve 4-5 karanfil

Kireç kaymağı için:
  • 500 gr. sönmemiş kireç (inşaatlarda kullanılan toz halde olanlardan)
  • 10-12 lt. su

Hazırlanması:

Kireç kaymağının hazırlanması:
Sönmemiş kireçi derin bir kaba alıp(ben çelik tencere kullandım) üzerine yavaş yavaş suyu ekleyin. Bu sırada dikkat edin çıkan dumanı solumayın.
Tüm suyu ekledikten sonra kaşıkla karıştırıp kireci suyun içinde eritin.
Bir gece bekletip kirecin suyun dibine çökmesini bekeyin.
Tencerenin dibinde kireç birikmiş üzeri ise durulmuş su olacak
Suyu bulandırmadan dikkatlice başka bir kaba aktarın. Kireci dökün. Aldığınız su kireç kaymağı.
Plastik şişelerde muhafaza edebilirsiniz. Ama üzerine not düşmeyi unutmayın!
(Yukardaki Fotoğraf kireç kaymağıdır)

Ön hazırlık:
Cevizlerin yeşil kabuğunun en üst tabakasını ince bir şekilde soyun. İki başına bıçak ile kesik atın ve üzerini geçecek kadar su doldurup beklemeye alın. (Cevizin bekleyeceği kaba boyası çıkacağından ona göre seçin)
7 gün boyunca sabah akşam suyunu değiştirin. Bu sürede cevizin acısı gidecek. 7 gün sonunda cevizi veya suyu dilinize değirerek acısı gitmiş mi diye kontrol edebilirsiniz
Acısı gitmiş cevizleri bu sefer kireç kaymağında bekletin. 5-6 saat beklemesi yeterli olacaktır.
Kireç kaymağından aldıktan sonra bol su ile 3-4 kez elinizle ovarak, iyice kireci gidene kadar yıkayın
(Yukardaki fotoğraf 7 gün suda bekletilerek acılığı gitmiş cevizlerdir)

Ocakta su kaynatın, yanınıza da bir kaba soğuk su alın, içine bir miktar limon sıkın veya limon tuzu atın.
Cevizleri kaynar suya atıp 5 dk kaynattıktan sonra kevgir ile alıp soğuk su dolu kaba aktarın.
(Bu işlemi arka arkaya 4-5 sefer suları her seferinde değiştirerek tekrarlayın)

Reçel yapımı:
  • Cevizin ön hazırlığı tamamlandı. Bu aşamadan sonra reçel haline gelmesi var.
  • Ocakta tekrar su kaynatın ve cevizleri bu suya atıp cevizler yumuşayana kadar haşlayın (Devletşah'ın tarfinde bu süre 45 dk.)
  • Arzu ederseniz cevizlerini kesik yerlerine badem,fıstık gibi şeyler yerleştirin.
  • Şekeri ayrı bir tencereye alın ve üzerini örtecek kadar su ilave edip ocağa koyun. 10-15 dk. kaynadıktan sonra cevizleri ve 4-5 karanfil ekleyin (çubuk tarçın da koyabilirsiniz).
  • Reçel kıvamına gelince (kaşığa suyundan alıp tekrar akıttığınızda son damla sünüyorsa olmuştur) yarım limon suyu sıkıp altını kapatın.

24 Mayıs 2008 Cumartesi

Gül Reçeli


Resimlerin büyük hali için üzerlerini tıklayın

Reçellik güllerin şimdi tam zamanı. Eğer reçellik kokulu güllerden bulabiliyorsanız ve gül reçelini çok seviyorsanız bu tarifi mutlaka yapmalısınız. Yerken buram buram gül kokan bir reçel... Aynı zamanda gül şerbeti de yapıp yaz sıcaklarında serin serin içebilirsiniz.

Bizim reçelin gülleri halamların bağından, reçelin yapımı ise babama ait.

Gül Reçeli



Malzemeler:
  • 1.5 su bardağı reçellik kokulu gül yaprağı
  • 2-3 renkli gül yaprağı (renk vermesi amaçlı)
  • 6 su bardağı şeker
  • 3 su bardağı su
  • limon tuzu

Hazırlanması:
  • Bir cezveye gülleri alıp üzerine 1 su bardağı suyu dökün ve ağzı kapalı* olacak şekilde ocağa alın. 15 dk. kısık ateşte kaynatın. Kapatmaya yakın çay kaşığının ucu ile limon tuzu** atın.
  • Güllerin altını kapattıktan sonra ağzını açmadan bekletin
  • Bir tencerede 6 su bardağı şeker ve 2 su bardağı suyu karıştırarak eritmeye başlayın.
  • Şeker eriyip su kaynamaya başlayınca çay kaşığının ucu ile limon tuzu atın.
  • Arkasından suda kaynattığınız gülleri tencereye dökün.
  • Bu kaşırım birlikte biraz daha kaynasın. Reçel kıvamına gelince yani suyu sünmeye başlayınca altını kapatın.
*: Güllerinin ağzının kapalı kaynatılması önemli. Bu şekilde güzel gül kokusunun kaybolmaması sağlanıyor
**: Limon tuzunu atmadan önce rengi açık oluyor, limon tuzu güzel bir renk almasına sebep oluyor.


Gül Şerbeti



Yukardaki tarifteki gibi yapılır ancak güller kaynatıldıktan sonra gül yaprakları süzülüp sadece suyu kullanılır.

24 Ocak 2008 Perşembe

Ayva&Elma Hoşafı



Yemek bloglarının son yıllarda hayatımızdaki yeri oldukça fazla. Bir çoğumuz hem günde bilmem kaç tane blog gezip aynı zamanda kendi blogumuzu devam ettiriyoruz. Bu gezmeler sırasında da şüphesiz bir sürü yeni tarif, bilgi, püf noktası öğreniyoruz. Ben bundan hiç şikayetçi değilim, çünkü yiyeceklerle alakalı herhangi birşey konuşulurken hemen hepsine bir yorum yapabiliyorum artık. Çünkü çoğunu daha önce blogların birinde mutlaka görmüş oluyorum.

İşte ben de bu gezdiğim bloglar içinde birinden söz etmek istiyorum bugün, Kedili mutfakların yazarı Oya hanımdan. Oya hanımı takip ediyorsanız eğer bilirsiniz ki mutfakta yaptığı şeyleri hayretler içinde seyredebilirsiniz. Kendi de diyor zaten bir yaptığım şeyi bir daha aynı şekilde yapmayı sevmem, o anda kafama nasıl eserse öyle yaparım diye. Ben Oya hanımın blogundan mutfakta yapılabilecek şeylerin sınırının olmadığını ve malzemelerin ne kadar cesur birşekilde kullanılabileceğini öğreniyorum. Eh uygulamalarım onunkiler kadar cesurca değil ama bu da tecrübe ile olur diye düşünüyorum.

İşte Oya hanımın blogunda geçenlerde ayva ile nar suyunu pişirdiğini görmüştüm. Aslında bir yerde daha raslamıştım meyve suyu ile reçel yapımına ama denemek kısmet olmamıştı. İşte kafaya koyduktan sonra bu işi cumartesi günü buzdolabında uzuuun süredir beklemede olan hatta bir süre daha bekleseler çöpü boylayacak olan 2 adet ayva ile göz göze geldik. Derken o 2 adet ayvaya 1 adet elmayı da ekleyip masanın üzerine kondurdum taa ki buzdolabındaki işim bitene kadar. Sonra başladım bunları soyup doğramaya, diğer yandan gözüm sıkmalık son kalan portakallarda. Birlikte pişecekler ayva ve elmayla.

Derken mutfakta eşim de var ben doğruyorum ama merak edip sormasını da istiyorum. Ama sormuyor. Dayanamadım ben sordum, "merak etmiyor musun ne yapacağımı" diye. "Komposto falan yapacaksındır" dedi. O zaman düşündüm ki, eğer ben bunları reçel ya da marmelat yaparsam kuvvetle muhtemel kalacaklar çünkü bizim ev pek reçel yenen bir ev değil. Ama hoşaf yapsam bişekilde tüketiriz, meyve niyetine yeriz dedim. Ama tabi eşimin de yiyeceğinden emin olduktan sonra :) Çünkü evde birşey sadece benim tarafımdan yeniyorsa o şey mutlaka kalıyor :( (Geçen sene aldığım küvertürün bitmeden son kullanma tarihinin gelmesinin en büyük sebebi de bu, üstelik bir kısmını bir arkadaşıma verdiğim halde.)

İşte tüm bu olaylardan sonra ortaya çıkan hoşafımız yukarda, tarifi ise aşağıda:

Malzemeler:
  • 2 adet ayva
  • 1 adet elma
  • 2 küçük portakalın suyu
  • 5-6 kaşık şeker
  • 1 çubuk tarçın
  • 3 adet karanfil
Hazırlanması:
  • Ayvaları soyup küp küp doğrayın ve ayvaların yüzünü biraz geçecek kadar su ilave edip pişmeye bırakın.
  • Ayvalar biraz yumuşayınca elmayı da aynı büyüklükte doğrayıp üzerine atın.
  • Elmalar da biraz yumuşamaya başlayınca tarçın kabuğunu, karanfilleri ve portakal suyunu katın. (Bu sırada kaynamış su ile su takviyesi yapabilirsiniz)
  • Ayva ve elmalar pişince şekerini katın (kontrol ederek miktarı kendiniz ayarlayabilirsiniz)
  • Şekerle birliktede 5 dk kadar pişirip altını kapatın.
Sonuçta değişik tatları barındıran ilk hoşafımı yapmış oldum. Aslında daha baskın portakal tadı için ayrıca kabuğu da konulabilirdi. Ben ayvadan çok elmalı kısmı beğendim ama bu ayva ile aramızın çok iyi olmamasından kaynaklanıyor. Masanın üzerinde cam bir kaseye koyup gelip gidip kaşıkladım.

3 Ağustos 2007 Cuma

Limon Marmelatı


Zaman Gazetesi'nin pazar ekinde "Muhalif Yemekler" adı altında Ayşe Önal yazıyor. Ayşe hanım her hafta bir konu belirliyor ve o konu ile ilgili ayrıntılı, onun tarihiyle ilgili ilginç bilgiler veriyor. Bu bilgilerin ardından da birkaç tarif veriyor. Ayşe Hanım'ın köşesini her hafta zevkle takip ediyorum. Bu hafta da konusu marmelatlardı. Marmelatın tarihçesini anlatan Ayşe hanım dünyada en çok tercih edilen iki marmelatın da tarifini vemişti: Ayva ve Limon marmelatı. Yazı çok hoş gerçekten biraz alıntı vererek tamamını okumanızı taviye ediyorum:
Marmelat kelimesi ise Portekizce ayva (marmelo ) sözcüğünden türemiştir. Arap mutfağından etkilenen Portekizliler ayva reçelini kendi mutfaklarına almışlardır. Ancak ayva kelimesinden türeyen marmeladın en ünlü birleşimi turunçgiller ailesinin birlikte kaynatılıp pelteleştirildiği portakal, limon, greyfurt ve yeşil limon marmeladıdır.

Hikâyesi de çok hoştur. 1700’lerin sonuna doğru, İspanyol Sevil şehrinden kalkan kargo gemisi aşırı fırtınaya yakalanıp İskoç şehri Dundee limanına sığınır. Gemide bulunan manav James Keiller geminin normal rotasına dönemeyeceğini anlayınca elinde bulunan ezik acı portakalları satamayacağını anlar ve annesine bir çare bulmasını ister. Annesi ayva yerine ellerindeki ezik acı portakalları kullanarak şekerle kaynatır ve şehre satar. Böylece portakal marmeladı bütün Avrupa’da çok popüler olur ve aileye büyük kâr getirir. Aile ilk fabrikayı 1797 yılında “Dundee Marmalade” olarak açar ve üç yüz yıldır dünyanın en ünlü marmelat üreticisidir.

Tamamı: http://pazar.zaman.com.tr/?bl=10&hn=1039 Şimdiye kadar benim sadece bir kez reçel denemem oldu, marmelatsa hiç denemedim ama limon marmelatı hemen dikkatimi çekti. Turunçgillerin reçellerini sevdiğim için bundan da memnun olacağımı biliyordum. Marmelatı hem denemek için hem evde limon az kaldığı için ben miktarı çok azaltmak zorunda kaldım. Şeker miktarı da tarife göre olmadı, (yanlış hesapla daha fazla kaçırmışım) ama yaptığım marmelattaki limonun ekşi tadı yerindeydi ve bence harikaydı. Siz şeker miktarını tarife sadık kalarak veya kendi damak tadınıza bakarak ayarlayabilirsiniz. Limon Marmelatı (Ayşe Önal'ın tarifi ile) Malzemeler:
  • 10 adet limon
  • 4 bardak şeker
  • 4 bardak su
Hazırlanması:
  • Limonu yıkayıp, kabuklarını rendeleyin. Çıkan beyaz zarları bıçakla temizleyip atın. Gövde limonları incecik dilimleyin. Rende ve dilimleri birlikte bir kaba alıp, buzdolabında beş-altı saat bekletin.
  • Tencere alın. Suyunu ekleyip önce orta ateşte sonra kısık ateşte bir saat civarında kaynatın. Limonlar suyunu çekip iyice yumuşayınca şekeri ekleyin. Kısık ateşte şeker iyice eriyinceye kadar kaynatmaya devam edin. Soğuyunca kesinlikle kuru olması gereken kavanozlara koyup, ağızlarını sıkıca kapatın ve kaldırın. Afiyet olsun.
Not: Benim limon adetim az olduğundan 1 saat kaynatmama gerek kalmadı. İlk kez marmelat denediğimden olsa gerek şekerini katmadan önce de suyunu çekmiş limonların içine birazcık kaynamış su ilave ettim. Bu olay belki marmelat için doğru bir uygulama değil ama ben o şekilde yaptım bir sorun da olmadı.

30 Ocak 2007 Salı

Aşure


Muharrem ayı aşure ayı olarak biliniyor, dün de aşure günüydü yani 10 Muharrem. Peygamberlerin yaşadığı önemli olaylar bugüne denk geliyor, bir de tabi kerbela...


Konya'da öğrencilik yıllarında yılın bu ayında komşulardan aşureler bekler, gelen tabak tabak aşureleri zevkle yerdik. Gerçi bazıları neredeyse sadece pirinç kullanmış olurdu ama bazısına da yemeye doyamazdık. Bu sene ben de kendim yapmak istedim aşureyi. Nedense bu tatlı çorbayı çok sevmeme rağmen şimdiye kadar yapmak aklıma gelmemişti. Nasıl yapacağıma dair diğer bloglardan tarifler okudum, bir de üstüne babamı arayıp sordum ve kendi zevkime göre pazar günü ilk aşuremi yaptım. Kendi zevkime göre diyorum çünkü bence malzemelerin çeşidi ve miktarı buna göre olmalı. Ben mesela nohutu az, buğdayı ve kuru meyvesi çok seviyorum. Antep'de pekmez koyarlar aslında tatlandırıcı olarak. Ama bence tamamı veya çoğu pekmez olunca acıya kaçan bir tadı oluyor. Bu yüzden ben pekmez miktarını az tuttum. Diğerleri de ölçülü değil, gözümün gördüğü, gönlümün istediği kadarını koydum. Ama size aşamalarını anlatmak istiyorum


Aşure için kullanılan temel 3 bakliyat var: Buğday, nohut ve kurufasulye. Normalde 1 ölçü buğray için yarımşar ölçü nohut ve kurufasulye kullanılıyor. Ama tabi zevkinize göre değiştirebilirsiniz. Bu üç bakliyatı bir gün önceden suya ıslamanız gerekiyor. Islama olayını soğuk suya koyduktan sonra ocakta bir-iki taşım kaynatıp o suda bekleyecek şekilde yaparsanız daha iyi oluyor. Sonra ayrı ayrı pişiriyorsunuz ben size düdüklüyü tavsiye ederim. Zira (özellikle kuru fasulye) çok geç pişiyor. Benim önceden pişmiş ve buzlukta bekleyen buğday ve nohutum vardı, onları kullandım.


Pişmiş bakliyatları bir araya getirip üzerini su ile tamamladıktan sonra kaynara çıkınca altını kısıyoruz ve 5-10 dk kadar daha birlikte kaynatıyorsunuz.


Sonra bunların üzerine dilediğiniz miktarda, kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm yıkayıp küçük küplere bölerek ilave ediyorsunuz (kuru incirle kuru kayısıyı 1 saat önceden ılık suda ıslı bırakın)


Ben kuru meyvelerle birlikte fındık ve çubuk tarçın da attım tencerenin içine. Bir de birkaç tane karanfili küçük bir cezvede az su ile kaynatım biraz da bu karanfil suyundan kattım. (eğer fındıklar kavrulmamışsa teflon bir tavada kendiniz kavurup temiz bir bez veya kağıt peçetenin içine alıp kabuklarını soyabilirsiniz)


Aşurenin kuru meyvelerle birlikte 10-15 dk kadar kaynaması yeterli geliyor.


Sonra şeker miktarını ayarlıyoruz. Burada dikkat edilecek şey şeker miktarı soğuyunca tadında bir azalma oluyor. Ben önce rengini çok koyultmayacak miktarda pekmez ekledim, sonra da şeker ilave edip tadını kontrol ettim.


Bu aşamaları yaparken su miktarını ayarlayabilirsiniz, azalma olursa kaynar su takviyesi yapabilirsiniz

Şekerle birlikte de 5-10 dk kaynadıktan sonra çorbanın kıvamı için nişasta eklememiz lazım. Ben 1 su bardağı buğday kullanarak yaptığım aşure için 1,5 yemek kaşığı buğday nişastası kullandım. Nişastayı az suda eritip aşureye katıyorsunuz. Bir 5 dk kadar daha ocakta tutup altını kapatıyorsunuz.

10 dk. dinlenen aşureleri kaselere paylaştırıp fıstık, susam, nar taneleri ile süsleyebilirsiniz.


İlk yapmanın acemiliği ile sanırım çok az yapmışım, sadece yemek tabağı ile bir komşuma bu aşureden verebildim. Bir de 3 kase kadarını ayırdım bugün kayınvalidemlere götüreceğiz. Geri kalandan da 2 kase çıktı. En kısa zamanda yeniden yapacağım inşallah. Pişmiş buğday ve nohut olduktan sonra bana çok zor gelmedi. Sadece pişene kadar başında bekleyip ha bire kontroller yapıp bişeyler eklemek gerekiyor :)

11 Aralık 2006 Pazartesi

Tavuk Göğsü


Bu tatlıyı üniversitedeyken bir ablamız yapardı. Ablayı sevdiğimden midir yoksa gerçekten çok güzel olduğundan mıdır ya da öğrenci kısmının eline çok fazla tatlı geçmediğinden midir bilmem yemeye doyamazdım. Arkadaşlarımın geleceği birgün ben de bu tatlıyı yapmak istediğimde biraz naz yaparak vermişti ablam bana bu tarifi. Hala cüzdanımda taşırım o el yazısı ile yazdığı tarifi. Bir süredir yeniden denemek istiyordum dün akşama kısmet oldu. Tekrar yapınca anladım ki bu tatlı hem çok pratik hem de tadı gerçekten çok güzel. Evde bizim için yaptığımdan yarım ölçü kullandım ve küçük kare borcam tam geldi. Siz eğer tam ölçü yaparsanız büyük kare borcam yeterli gelecektir. Malzemeler:
  • 4 su bardağı süt
  • 2 çay bardağı şeker
  • 2 çay bardağı un
  • 1/2 paket margarin veya tereyağı (ben kullanırken bu ölçüden daha az kullandım)
  • 1 paket kakaolu petibör bisküvi
  • 1 paket vanilya (bu da tarifte yoktu oyüzden ben eklemedim ama tavsiyem vanilya ekleyin, ben birdahaki sefere ekleyeceğim)
  • 2 adet muz (dilerseniz başka bir meyve kullanabilir veya hiç kullanmaya da bilirsiniz. Normal tarifte yoktu ben kendim ekledim)
Hazırlanması:
  • Tencereye un, şeker vevanilyayı katıp karıştırın üzerine sütünü ekleyip ocağa koyun.
  • Ocakta sütü karıştırarak kıvama gelmesini sağlayın
  • Kıvama gelince margarinini ekleyin. Margarinin eridiği sırada eğer kıvamı yoğunlaştıysa altını kapatarak karıştırmaya devam edip margarinin tamamını eritin.
  • Kare bir borcama bisküvüleri dizin, üzerine dilediğiniz meyveyi aralıklı dizdikten sonra muhallebiyi üzerine dökün. Biskivülerden kalan 4-5 taneyi elinizle ezerek toz haline getirin ve tavuk göğsünün üzerine serpin.
  • Soğuk olarak dilimleyerek servis yapın

5 Ekim 2006 Perşembe

Künefe



Son sınıfta okurken Hatay'lı arkadaşımın annesi gelmişti evimize, gelirken de yanında kadayıf ve künefe peyniri getirmişti. Ne kadar iyi etmişti diyorum her aklıma geldiğinde, okadar güzel mi olur bir künefe? İmkanınız varsa Hataylı birinden yemenizi tavsiye ederim, şöyle fırından yeni çıkmış, şerbeti yeni dökülmüş, peynirleri içinde erimiş.. Yazın başında Urfa'ya gittiğimizde denedik künefeyi ama hiç tadını alamadım. Ve anladım ki bir künefenin yeneceği zaman fırından yeni çıktığı zamandır. Peynir katılaşmış olursa olmuyor, sonradan ısıtınca da olmuyor.


Bunları neden söylüyorum? İftar telaşesinde künefeyi tam yiyeceğimiz zamanda fırından çıkacak şekilde pişiremedikte ondan, soğudu. Tam soğumamıştı aslında, hatta şerbetini dökerken, annem, biryandan da künefenin tepsini ocağın üzerinde döndürüyordu ısısın diye. Kalan dilimleri de mikrodalga da ısıttık dün. Ama yok, olmuyor. Fırından yeni çıkmış gibisi olmuyor.




Çiğ Kadayıf Urfa peyniri (künefelik-tuzsuz)

Malzemeler

  • 750 gr. çiğ kadayıf
  • 1/2 kg. künefelik peynir (tuzsuz beyaz peynir - Urfa veya Hatay peyniri)
  • 1 paket margarin veya tereyağı (tereyağı olsa daha iyi olur) (1 paket=250 gr)
  • Şerbeti için: 4 su bardağı şeker, 2 su bardağı su
  • Üzeri için: fıstık, ceviz (isteğe göre)
Hazırlanması:
  • Tereyağının 2 kaşık kadarını ayrılıp geri kalanı eritilir, bir tepsiye alınmış çiğ kadayıfın üzerine dökülüp harmanlanır (bu işleme kırma deniyor)
  • Eritilmemiş tereyağı ile fırın tepsisi yağlanır

  • Çiğ kadayıfın yarısı parça parça ele alınarak tüm tepsiye serpiştirilerek tüm tepsi kaplanır

  • Tepsiyi kaplanmış kadayıflar elle bastırılarak teller sıkıştırılır (tellerin sıkıştırıldıktan sonraki hali yarım cm. yi geçmeyecek şekilde olması iyi olur)

  • Üzerine ezilmiş olan peynir yine aynı şekilde her tarafa serpilir.

  • Peynirin üzerine kalan kadayıf aynı şekilde serpiştirilerek kaplanır

  • Tekrar elle bastırılarak sıkıştırılır.
  • 200 derece fırında kızarana kadar pişirilir.
  • Künefe fırından çıkmadan şerbeti hazırlanır: Şeker ve su birlikte ocakta kaynatılıp yaklaşık 10 dk kadar kaynatılır, ateşten indirmeden önce birkaç damla limon suyu ilave edilir. Şerbet ve künefe sıcakken şerbet künefenin üzerine dökülür. Dilenirse fıstık veya cevizle süslenerek sıcak sıcak servis yapılır

17 Temmuz 2006 Pazartesi

Sütlü Nuriye



Yapım babama, tarif Oktay ustaya fotoğraflar ise bana ait.

Malzemeler:
  • 4 su bardağı un
  • 2 yumurta
  • 1 su bardağı süt
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • 1 tutam tuz
  • 250 gr margarin veya tereyağı
Şerbeti
  • 5 su bardağı şeker
  • 2.5 su bardağı su
  • 1.5 su bardağı süt
Açmak için nişasta (nişasta kuru olmalı, nemli ise kurutun)
İçi için fıstık,ceviz veya fındık



Hazırlanması:
  • Unu eleyip ortasını açın.
  • Unun ortasına yumurtayı kırın, sütü, yağı, sirkeyi ve tuzu koyup karıştırarak unu yavaş yavaş bu sıvı karışıma yedirerek yoğurmaya başlayın.
  • Kulak memesinden hafif sertçe olan hamuru bir kaba alıp üzerine ıslak bir bez örterek buzdolabında 15-20 dk dinlendirin
  • Hamuru 3 parçaya bölüp her bir parçayı 14 parçaya bölün ve her bir parçayı yumak yapın (14 yumaklı 3 grup olacak)
  • Her 14 yumağı nişasta ile tabak büyüklüğünde açın ve aralarına bolca nişasta dökerek üst üste dizin. En üste koyduğunuz hamurun üzerine nişasta atmayın ve hamurları elinizle biraz bastırın (3 tane 14 katlı tabak büyüklüğünde açılmış hamur elde edeceksiniz.)
  • 14 katlı hamuru nişasta kullanmadan açmaya başlayın. Tepsi büyüklüğünde bir hamur elde edene kadar açmaya devam edin.
  • Yağlanmış tepsiye ilk hamuru yatırın ve hazırladığınız (fıstık,fındık v.b.) için yarısını dökün, ikinci ve üçüncü hamurları da aynı şekilde açarak üst üste aralarına kalan içi dökerek yayın ve tatlıyı dilimleyin
  • En üste tereyağını eritip dökün 170 derece fırında kızarana kadar pişirin
  • Fırından çıkan tatlı soğuduğu sırada şerbetini hazırlayın (tatlı soğuk şerbet sıcak olacak)
  • Şerbet için şekeri suya ekleyip ateşte eritilin, bir taşım kaynadıktan sonra sütü ilave edilerek altını kapatın. Tatlının üzerine sıcakken dökün.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...