6 Mayıs 2007 Pazar

Pirinçli Çorba, Sigra Böreği, Vişneli Kek



Aynı malzemeleri ve aynı pişirme yöntemini kullanan iki aşçının bile yaptığı yemekler birbirinden tat olarak farklı olur. Bunda mutlaka tecrübenin etkisi vardır ama etkileyen iki faktör daha var bence. Birincisi yıllar önce biryerde okuduğum ama şuanda nerden olduğunu hatırlamadığım birşey. Bu teoriye göre insanların elinde bulunan değişik türlü bakteriler yemeğe geçtiği için bazı kişilerin elinden çıkan yemeklerin daha güzel olduğu yönde (sizce ütobik bişey mi bu?) Hatta ben buna göre benim yemeklerimin beğenilmesini hep babamın güzel yemek yapmasından kaynaklandığını düşünürüm. Ondan bana geçen bir şey olarak görürüm.

İkincisi ise zevkle yemek yapmak. bunu çoğunuz biliyordur zaten. Severek yapılan yemekler hep daha güzel oluyor. İşte bu sebepten herzaman büyük bir ustalıkla yemek yapan ve yemediğim ciğer kavurmasını bile severek yediğim kayınvalidemde cuma günü misafire yaptığı özbek pilavı tam suyuna düşmemişti. Çünkü bir gece önceden acilen annesine anjio yapılmış ve kendisi de birgün sonraki sabaha öğrenmiş. Aynı günün akşamına yemeğe misafir davetli olunca o üzüntü-korku ile yemeklerini yapmış. Yukarda görünen turuncu renkli pilav o gece yapılan özbek pilavından bizim payımıza düşeni. Fazla miktar pilav kalınca diğer yemeklerle birlikte saklama kablarına doldurup (üstelik tüketmekte zorlanacağımız kadar) pilav verdi bize.

Bende birgün sonrasında pilavın bir kısmını çorba yaptım. Şimdiye kadar hiç pirinçle çorba yapmamış, hatta yapılmış pirinç çorbalarını sevmeyen hatta ve hatta mercimekli çorbaya dahi pirinç koyacak olsa iyice blendırdan geçirmezse yiyemeyen biri olarak ben bu çorbaya bayıldım!

Koca bir çorba kasesini bayıla bayıla içtim.
Bu çorbayı nasıl yaptığıma gelince: Önce biraz ısıtıcıda su ısıttım ve tencereye bir miktar salça koyup kaynar sudan azar azar salçanın üzerine ilave edip salçayı ezdim. Ve üzerini kaynar su ile istediğim miktar doldurdum. İçine 2 diş sarımsak ezdim, pulbiber attım ve biraz kaynattım. Pilavın etsiz olan kısmından pirinç ve nohutları tencereye ilave ettim bir iki taşım da o kaynadı ve üzerine tuz, karabiber ve sumak ekşisi ilave edip kapatım. Ayrı bir tavada bir miktar zeytinyağı ısıttım. Yağ iyice ısınınca altını kapatıp nane ekledim ve çorbanın üzerine döktüm. Çıkan cozzz sesi ile birlikte çıkan sarımsak-sumak-nane kokuları beni mest etti. Yukarda da yazdığım gibi sonuç harikaydı.




İkinci kurtarma çalışması geçen pazar misafire yaptığım börekten artan yufkalar içindi. Yufka bütün olsa gözleme yapacaktım ama parça parça olunca sigara böreği yapayım dedim. Ama klasik yöntemle değil bloglarda gördüğüm ve merak ettiğim bir yöntemi deneyeyim dedim: böreği galeta ununa batırarak kızartmak. Evde galeta unu kalmadığı için az miktardaki ev ekmeğini rondodan geçirip galeta yaptım ve yufkaların içine birazcık yoğurt sürdüm, beyaz beynir maydanoz karışımı ile birlikte sardım. Bir kasedeki suya batırıp çıkardım elimle azıcık sıkıp fazla suyunu sıktırdım ve galeta ununa bulayıp kızgın yağa attım. Bunun sonucu da çok güzel oldu. Sigara böreğinden birazcık daha değişik, dışı çıtır çıtır oldu.



Üçüncü deneme ise bir kurtarma çalışması değil. Ama bunun da sonucundan çok memnun kalınca paylaşmak istedim. Rabia'nın yaptığı vişneli kek. Ben dışına krema ile çikolata hazırlayıp sürmedim ama bu hali bile çok sevildi. İşyerindeki arkadaşlar çok beğendiler hatta bir tanesi "Bu tam benlik olmuş, yediğim en güzel pastalardan biriydi" yorumunu yaptı. Denemenizi tavsiye ederim. Tarife buradan ulaşabilirsiniz.

3 Mayıs 2007 Perşembe

Fındıklı-Çikolatalı Tartölet



Haftasonu bildiğiniz gibi misafirimiz vardı. Yemekten sonrası için tatlı yapmayı düşünürken eşimin misafirimize dışarda ikram ettiği baklavalar aklıma gelip evde yapacağım herhangi bir tatlının onun yanında anlamsız kalacağını düşünüp tatlıdan vazgeçtim. Ama çayın yanına birşeyler yapayım düşüncesi ile buzlukta bekleyen profetirollerin son partisini çıkardım (bu profiterolleri daha önce yapmış ve pişmiş hamurun kalanını buzluğa kaldırmıştım. Arada gerek olduğunda çıkarıp birkaç saat poşetinde bekletince yeni pişmiş gibi oluyor). Tabi profiterolleri çıkarmamda bir amaç daha vardı: labne peynirinden iç kreması hazırlamak. Uzun süredir labneli kremaları merak ediyordum. Ben bu profetirol için her üç kullanımda da farklı iç kremaları denedim(yumurta pastacı kreması+kremaşnti, yumurtasız pastacı kreması ve labneli krema) ve en çok memnun kaldığım yumurtasız pastacı kreması oldu.

Bu şekilde birkaç kuş vuracağım için(profetirolleri değerlendirme, labneli krema, misafire hafif bir çay yanı) yemek hazırlıklarından sonra kremayı hazırlamaya başladım. Labne ile 2 kaşık pudra şekerini çırptım ve üzerine 2-3 kaşık süzme yoğurt ekledim. Bu krema hayal ettiğim gibi çıkmadı (çok mu abartmıştım acaba?), belki içine yoğurt yerine hazır krema kullansam tat daha zengin ve güzel olabilirdi. Neyse, profetirolleri doldurduktan sonra kremamın yarısı arttı, ben de cam bir saklama kabına alıp buzdolabında sakladım. Dün hem blog için yeni birşeyler denemek hem kremayı değerlendirmek hem de apartman toplantısına giden eşimin olmayışını fırsat bilerek (bende aynı anda ne kadar çok kuş vuruyorum:) mutfağa girdim ve bu tartöletleri ve Rabia'nın vişneli kekini yaptım.

Bu tartöletler de Acemi Şef'ten alıntı (o bademli yapmış ben fındıklı yaptım). Ama benim kremam hazır olduğu için ufak birkaç değişiklik yapmış oldum. Ve kremam ancak yeteceği için yarım ölçü kullandım. Benim tartölet kalıbımın çapı geniş olmadığı için derin oldu ve bu yüzden 160 derecede pişirdim ama tahminimden uzun sürünce fırını geri 175 e getirdim. Sonuç olarak ben cheesecake e benzer diye bekliyordum ama daha çok iç kısmı brownie ye benzedi. Yaklaşık 40 dakika piştiği halde içi nemli kaldı. Ve sanırım içinde fındık olduğu için böyle oldu. İç dolguda labne,süzme yoğurt varken brownie ye benzemesi ilginç değil mi? Ha bir de keşke fındıkları toz haline getirdim ben, daha iri bıraksam daha hoş olabilirdi bence veya çikolata hastaları içine damla çikolatası koyabilir. Ben üzerine tekrar kremam olmadığı için krema yapmadım ama nutella sürüp yiyorum. Bir de fırından çıktıktan sonra dış bükey olan orta kısımlar soğuyunca iç bükey oldular. Bu kadar yazıdan sonra tarifte gelecek tabi, tarifsiz bitirir miyim? :) (Ben yarım ölçü yaptım ve 5 adet tartöletim oldu. Tavsiyem bu tür emin olamadığınız tariflerde hep yarım ölçü kullanın, yumurta 1 tane diye korkmayın, ben kaşık yardımı ile yarısını kullandım)

Fındıklı-çikolatalı tartöletler Hamuru için
  • 1 yumurta sarısı
  • 2 y.k. pudra şekeri
  • 3 y.k. su
  • 2 s.b. un
  • 125 gr. tereyağı
İç dolgu için
  • 1 paket labne peyniri (250 gr.)
  • 1/2 su bardağı pudra şekeri
  • 125 gr. bitter çikolata
  • 1 adet yumurta
  • 1/2 bardak çekilmiş toz badem veya fındık
  • (ben bunlara ek olarak 2-3 kaşık süzme yoğurtta ekledim)
Hazırlanması:
  • Hamur için tüm malzemeri bir kapta yoğurun ve buzdolabında 15 dk dinlendirin
  • İç dolgu için için de çikolatayı benmari olarak eritip diğer tüm malzemeleri de katıp çırpın.
  • Hamurdan parçalar koparıp merdane ile yarım cm. kalınlığında açın, yağladığınız tartölet kalıbınızın içine oturtup başka bir tartölet kalıbının altı ile bastırıp kalıbın şeklini almasını sağlayın.
  • Hamurların içine iç harcını doldurun ve 180 derece ısıtılmış fırında hamur kızarana kadar pişirin (eğer sizinde tartölet kalıplarınızın çapı geniş değilse pişme sırasında fırının ayarını düşürüp içinin de daha iyi pişmesini sağlayabilirsiniz ama tabi en iyisi geniş çaplı kalıplar kullanmak)
Not: Bu geniş çaplı tartölet kalıbı dediğim ağzı geniş boyu kısa olanlardan, benimkilerin ağzı ona nispeten daha dar ve boyu daha uzun

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...