18 Eylül 2007 Salı

Türk Kahvesi


Size bir fincan kahve ikram etsem?

Fotoğraftaki kareye giren her obje ayrı bir anlamda benim için:
Fincan annemin çeyizinden. Ben bu tür şeyleri çok sevdiğimden taa eskiden sarıp saklamıştı benim için. Mutfak dolabıma da elleri ile yerleştirmişti. Dün kısmet oldu ilk kez alıp kullanmak.

Bakır cezve bakırcılar çarşısından ama yakınımızda olduğu halde biz almadık, dışardan gelen bir misafirden hediye.
Tepsi ve örtüler de çeyizimden.
Harika lokumlarsa İstanbul'dan Halamdan...
Uzun süredir Türk kahvesi pişirmiyordum kendime ve tabi yine uzun süredir mutfakta birşeylerle uğraşıp yemeden önce fotoğraflayamıyordum. Dün hazır lokumlar bitmeden yanına şöyle bol köpüklü bir kahve istedi canım. Yapmışken sizlere de ikram etmek istedim. Eşim fotoğraflama sırasında kahveler soğuyacak diye sabırsızlandı ama çıkan komposizyon benim çok hoşuma gitti. Kahve ikramı ile birlikte bir de tarifini yazalım değil mi? Gerçi çoğu kişi biliyordur ama belki birilerinin işine yarar diye yazmak istedim.
Türk Kahvesi

  • İlk kez bakır cezvede kahve yapacağımdan biraz heyecanlandım. Keşke mangalda pişirme imkanımız olsa ama ben şimdilik ocağın en kısık ateşi ile idare ettim.
  • İki fincan için herzamanki gibi iki fincan su koydum ama bakır olduğu için mi bilmiyorum kahve 2 bardağa eksik geldi demek ki bakır cezveye suyunu biraz fazla koymak gerekiyormuş.
  • Suyun içine önce bir tatlı kaşığı toz şekerimi ekleyip karıştırdım ve ocağın en kısık gözüne koydum.
  • Hemen cezveye her bardak için bir tatlı kaşığı kahvemden ekleyip bir iki kere karıştırıp kendi haline bıraktım.
  • Kahve en kısık gözde kendi kendine toparlanmaya başladı. Ben de o zaman bir iki daha karıştırdım ve yüzüne biriken köpükleri fincanlara bölüştürdüm (ben bu işlemi kaşıkla yapıyorum)
  • Köpük toplama bitip kahve kaynayınca ağır ağır, köpüğü kaçırmamaya özen göztererek bardaklara döktüm.
  • İki bardağa bir tatlı kaşığı şeker benim için normalde az ama ben yanında lokum olduğundan az şekerli yaptım. Aslında hiç şeker konmadan "yandan çarklı" da yapılabilir. Tabi sevene...

17 Ağustos 2007 Cuma

Patates Salatası



Bu haftaya salatayla başladığım gibi salata ile bitireyim. Herkesin bildiği bir patates salatası vardır mutlaka. Ama ben geçen sene hayatımda yediğim en güzel patates salatasını eşimin teyzesinde yemiştim. Eh biraz zaman geçti üzerinden ama nihayet 1 sene sonra da olsa tarifi almayı nihayet başarabildim. Bana güzel olmasının sebebinin kullandığı ekşilerde olduğunu söyledi. Bir de yeşillik olarak sadece yeşilbiber, soğan ve maydanoz koymuş, kattığı turşu ile salataya güzel bir lezzet katmıştı. Geçen hafta akşam yemeğine hazırladığımız çorbanın yanına iyi gideceğini düşünerek bazı malzemeler eksik olduğu halde ilk denememi yaptım. Tadı bu halde de güzeldi ama bir dahakine diğer malzemeleri de tam ederek daha da güzel bir sonuç almayı ümit ediyorum.

Malzemeler:
  • 3 adet patates (yaklaşık 1/2 kg.)
  • 1 adet kuru soğan (aslında taze soğan kullanılması gerekiyor, ben olmadığından kuru kullandım)
  • 1 avuç kadar maydanoz
  • 2-3 yeşil biber
  • salatalık turşusu (salatalık turşum da kalmadığından ben biber turşusu koydum, salatalık kesinlikle daha güzel oluyor)
  • Yarım çay bardağından eksik zeytinyağı, nar ekşisi, kuru sumak (ben yine nar ve sumak ekşileri kullandım ki teyzem de özellikle bunları kullanmamı tavsiye etti. Tabi olmayanlar için limon suyu kullanabilir)
Hazırlanması:
  • Patatesleri haşlayın, soyarken benim gibi elinizin yanmasını istemiyorsanız ılımasını bekleyin. Salata kasesine patatesleri küp küp doğrayan. Üzerine soğanı, biberleri maydonuzu ve salatalık turşusunu doğrayın.
  • Küçük bir kasede zeytinyağı, ekşi ve tuzu karıştırıp sosu hazırlayın. Bu sosu ben çok az su katarak biraz açtım.
  • Salatanın üzerine sosu gezdirip tüm malzemeye karıştırın

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...