10 Nisan 2009 Cuma

Kuymak



Kuymak, Gaziantep'de yeni doğum yapmış lohusa kadınlar için yapılır. Sütü artırdığı söyleniyor. Yeni anne ve bebeği ziyarete gelenlere de ikram edilir. İkram edilen bir diğer şey de her yörede farklı şekilde yapılan lohusa çayı yani bizdeki adıyla Tarçın.

Kuymak bir tür muhallebi. Ama bildiğimiz muhallebiden bir kaç farkı var. Kuymak aslında su ile yapılıyor ama bazı kişiler (ben de dahil) sütü tercih edebiliyor, daha lezzetli olması için. Diğer bir özelliği ununun önce kavrulması ve pişip kaplara paylaştırıldıktan sonra üzerine eritilmiş tereyağ veya sadeyağ* dökülmesi (şimdilerde sadeyağ dökeni görmedim ama eskiden sadeyağ tercih edilirmiş). Ve tabi üzerine Antep Fıstığı dökülmesi.

Genelde yeni annenin annesi veya kayınvalidesi önceden fazla miktarda unu kavurup hazır bekletir, gelen misafire hemen suyu veya sütü eklenip pişirilir.

Kuymak
Malzemeler: (1 kase)
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 su bardağı su veya süt
  • 1 silme tatlı kaşığı tereyağ
Hazırlanması:
  • Unu yağsız tavada hafif pembeleşene kadar kavurun. Altını kapatıp soğumasını bekleyin (soğumazsa ya da en azından ılımazsa topaklanır)
  • Soğuyan unun üzerine şekeri, suyu veya sütü döküp karıştırın.
  • Ocağın altını açıp karıştırarak pişirmeye başlayın.(Pişirme boyunca karıştırmayı bırakmayın)
  • Kaynadıktan sonra koyulaşıp muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin
  • Kaseye alıp üzerine eritilmiş tereyağını ve fıstığı döküp sıcak servis edin.
*: Sadeyağ, su ve diğer elemanlarından hemen hemen ayrılarak, yağ nisbeti % 99'a çıkarılmış bir tereyağ çeşididir.Kaynak
Gaziantep'de baklava ve kadayıflar bu yağ ile yapılır.


Geçen yazımda bahsettiğim menekşemi daha büyük bir saksıya diktim, yanına bir arkadaş daha geldi. İşyerindeki çekmecemin üzerine koydum. Sabah fotoğrafını çekecekken aktar olmaya aday çekmecemi de birlikte çektim. Çekmecemin içindekiler: (Sol üst sıradan başlayarak) kuşburnu, yeşilçay,granül kahve, süttozu, papatya+adaçayı,ıhlamur, toz şeker ve arada kalmış meyve çayları. Siyah çayı pek tüketmiyorum da.. Bitki çaylarını bitkilerin kendisinden yapıyorum, ama kuşburnunda henüz başarılı olamadım, güzel olmuyor tadı.

7 Nisan 2009 Salı

Bugünlerde..

Kıştan çıktık malum evin içi iş dolu. Bahar temizliğine başlayanlar oldu mu bilmiyorum ama ben herkesten sonra bitireceğimi bildiğim için haftasonu yavaştan başladım. Mutfak dolaplarına el attım. Tezgah üzerindeki iki dolabı sildim, içindekileri yıkadım. Kullanmadığım şeyleri paketleyip kaldırdım, taşınırken kolaylık olsun (ümit ederim bu sene en geç gelecek sene taşınmayı düşünüyoruz). Ama daha yapılması gereken çok dolap içi var.

Balkonum yok ama bu sene çok sevdiğim rengarenk çiçekler, minik biberler, otlar yetiştirmek için birkaç adım atabildim. Aslında 2 sene önce mutfak camımın önünde duran 2 tane saksıda çiçeklerim vardı ama geçen sene oğlum doğupta ben ilk zamanlarda annemlere taşınınca çiçeklerim soldu.

Ben de 2 hafta önce uzun dikdörtgen balkon saksılarından aldım. 1/3 üne süs biberi tohumu, 1/3 üne tere tohumu diktim. 1/3 ü ise dikilecek naneleri bekliyor. Yuvarlak bir saksıya aldığım lilyum soğanlarını diktim. Uçları beyazdı, şimdi pembe oldu. 4 günde rengi değiştiğine göre hayata bağlanmaya başladı diye düşündüm. İnşallah yazın güzel çiçeklerini de açar.







Yan resimdeki diktiğim süs biberi. Tohumu çıkarıp aralıklı olarak toprağın üzerine serpiştirdim. Üzerine de çok az toprak döktüm. Tere tohumlarını da aynı şekilde yaptım. Naneyi alırsam dalıyla dikeceğim.





Bunlar da lilyum soğanları. Aldığım pakette yazdığına göre gevşek toprağa dikmek gerekmiş. Soğanı toprağa uçları dışarda kalacak şekilde diktim.









Bir tane de hazır gül aldım. İki tane ince dalı var. Annemle babam benim için bir saksıya diktiler. Onu da diğerlerinin yanına camın önüne sıraladım. Üstelik üzerinde bir tane de tomurcuk var bakalım hangi renk açacak? Dün de kayınvalidem bana minicik kabında başında 2 tane çiçeği olan menekşe verdi. Onu daha büyük bir kaba alırsam belki işyerinde arkadaşlık edecek bana. Onların fotoğrafları henüz yok maalesef.


Soğanımı eklemesem olmaz. Fikri Pratik Anne'den aldım. Bakalım tazecik soğanlarım çıkacak mı?












Evelgün akşam tv de bakacak birşey bulamadığımdan kanalları ilerleyip duruyordum, Türkçe kanalları bitirmiş yabancı kanallara geçmişim, RTL televizyonundabir program dikkatimi çekti, izlemeye başladım. Bizim tvlerde evim güzel evim gibi bir program. Ona bakınca bizimkilere kötü bir kopyası bile demek geçmiyor insanın içinden. Ev normal bir ev değil, triblex ama içi harap halde. Hem tamirattan geçirdiler hem de çok güzel dekore ettiler. Üstelik tüm evi. Dekorasyon sitelerini gezmeyi severim ama görsel olarak izlemek insana daha güzel fikirler sunuyor. İnsan çevresini güzelleştirmek için bu tarz şeyleri izlemesi gerek.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...